Meysun Güler

Hukuk Bürosu

Nilüfer, Bursa

Miras Paylaşımında Bilinmeyen Gerçekler

Miras; yalnızca “kim ne kadar alacak?” sorusundan ibaret değildir. En büyük sorunlar, miras bırakanın sağlığında yaptığı işlemler, mirasçılar arasındaki paylaşım beklentileri ve bazen de “iyi niyetle” yapılan ama sonradan dava konusu olan tasarruflar nedeniyle ortaya çıkar.

Bu yazıda; miras paylaşımında en sık gözden kaçan kritik noktaları, tarafların hak kaybına uğramaması için temel çerçevede özetliyoruz.

📜 1) Miras, ölümle birlikte otomatik olarak “mirasçılara” geçer

Miras bırakan vefat ettiği anda; taşınır-taşınmaz mallar, alacaklar ve borçlar külli halefiyet ilkesi gereği mirasçılara geçer. Bu nedenle miras sadece malvarlığı değil, aynı zamanda borçları da kapsar.

Önemli not: Mirasçı, mirası kabul ettiğinde borçlardan da sorumlu hale gelebilir.

🧾 2) Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) olmadan işlem yapılmaz

Bankalar, tapu müdürlükleri ve birçok kurum; miras işlemleri için veraset ilamı ister. Bu belge olmadan çoğu pratik adım ilerlemez.

Veraset ilamı; noter veya sulh hukuk mahkemesinden alınabilir. Ancak yabancılık unsuru, nüfus kayıtlarındaki çelişkiler gibi durumlarda mahkeme süreci gerekebilir.

⚖️ 3) Miras “eşit paylaşım” sanıldığı kadar basit değildir

Miras payları; miras bırakanın medeni hali, çocuk sayısı, sağ kalan eşin varlığı, anne-baba/kardeş gibi altsoy-üstsoy durumlarına göre değişir. Bu yüzden “herkese eşit düşer” yaklaşımı çoğu dosyada gerçeği yansıtmaz.

🏠 4) Miras bırakanın sağlığında yaptığı devirler sonradan dava konusu olabilir

En çok uyuşmazlık çıkaran alanlardan biri şudur:

Miras bırakan sağlığında bir taşınmazı satış gibi gösterip bir mirasçısına/üçüncü kişiye devreder; diğer mirasçılar da bunun gerçekte bağış olduğunu veya mirastan mal kaçırma amacı taşıdığını iddia eder.

Bu durumda uygulamada sık görülen dava türleri gündeme gelir:

Muris muvazaası iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları

Tenkis (saklı payın korunması) davaları

İade / denkleştirme tartışmaları (özellikle sağlığında verilen destekler/katkılar açısından)

🛡️ 5) Saklı pay gerçeği: Her şeyi istediği gibi bırakamaz

Miras bırakan, vasiyetname yaparak veya bağışlarla malvarlığını yönlendirebilir; ancak kanunun koruduğu bazı mirasçıların (özellikle çocuklar ve çoğu durumda eş) saklı payı vardır.

Saklı pay ihlal edilirse, mirasçılar belirli şartlarla tenkis yoluna gidebilir. Bu nedenle “vasiyetname yaptım, bitti” düşüncesi her zaman doğru değildir.

👥 6) Miras ortaklığı: Paylaşım yapılana kadar herkes birlikte malik sayılır

Miras açılınca “miras ortaklığı” oluşur. Paylaşım yapılmadıkça; miras mallarında çoğu işlem için birlikte hareket gerekir. Bu da pratikte şu sorunlara yol açabilir:

Bir mirasçı satışa yanaşmaz

Ev/işyeri fiilen bir kişinin kullanımında kalır

Giderler ödenmez, aidat/vergiler birikir

Duygusal gerilim hukuki süreci tıkar

Bu noktada bazen izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) süreci gündeme gelir.

⏳ 7) Reddi Miras ve Süresi

Mirasın borçları da kapsaması nedeniyle, mirasçıların reddi miras hakkı ve süresi büyük önem taşır.

Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.

Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.

Bu nedenle, mirasın borca batık olabileceği durumlarda hak kaybı yaşanmaması için sürelere dikkat edilerek gecikmeden hukuki yollara başvurulması gerekir.

🧭 Sonuç

Miras uyuşmazlıklarında en büyük hata; süreci “aile içi bir paylaşım” gibi görüp, belge ve hukuki zemini ihmal etmektir. Doğru adım; mirasçıların durumuna, malvarlığı yapısına ve geçmiş işlemlere göre süreci başından planlamak ve hak kaybı oluşmadan ilerlemektir.